Kullanılmayacak kadar eskimiş bedenlere sahip olan insanların birbirine karşı duymuş oldukları duygu birliğidir aşk
Hayat bana bir gün ailemin huzuru için her şeyi bırakmamı dayatırsa bunu zorlanmadan yaparım arzumla bir taş evde, ekmek yapıp toprakla uğraşıp yaşarım
Ben bütün aşkları arzumda temize çektim
Bizi üç ay birbirimizden ayırın yada biz kendimizi esirgeyelim üç ay birbirimizden yaşam zindan olabilir bize
Yaratılmış bir değerden kolay vazgeçmemek sorunları ve iniş çıkışları kolayca örtebilmek
Köşe başında bekleyen yeni bir şeyler elbette vardır diye dönüp durursanız yada her gün kendinizle başlayıp biten bir özgürlüğü kovalamaya kalkarsanız buna değil sevda dostluklarda dayanmaz ki
Sır, kararlıkta ve sevgiyi esirgememekte
bazı sabahlar uyandığımda yanıma bakıyorum ve arzumu görüyorum...o kadar güzel ki yatağa çizilmiş gibi duruyor...
İnsanın dönem dönem aşkın tarifine ait duyguları değişiyor. Genelde değişmeyen bir gerçek var ki; biraz marazi bir duygu o da şu; ait olmak ve ait olunmayı beklemek. Hayatı nasıl algıladığınızın da önemi var tabii bunda... Aslında aşk, insanın özü, zaafları, sıkıntıları, coşkuları. Aynaya baktığınızda onu görmek... Bütünleşmek... Herzaman büyük bir çoşkuyla yaşabileceğim bir şey aşk. Arzum'un emaneti bana aşk. Ben de elimden geldiğince iyi sarıp sarmalamaya, özen göstermeye çalışıyorum. Ama en önemlisi, insanın hayatta tamamlayıcısı olduğuna inandığım bir özeşi var. Bu özeşi bulmak hiç kolay değil. Bazen çok ayrı ülkelerde hiç karşılaşamıyoruz bazen aynı şehirlerde, aynı ortamlarda teğet geçiyoruz diğer özeşimize. Ben bu konuda çok şanslıyım çünkü diğer yarımı tamamlayan özeşimi buldum. Hayatta herkese dileyebileceğim en önemli dileklerden biri özeşlerini bulabilmeleri." Bir erkek eşine, daha anlamlı ve daha güzel başka ne söyleyebilir? Arzum'un o gülümsediğinde kısılan gözlerini ve aydınlık gülüşünü görür gibiyim.