INP: Sıcak Saatler ile biz polislerin hayatını anlatmıştınız ve oynamıştınız. Bugüne kadar yapılmış olan polisiye filmler her ne kadar Türk polisiyesini vermeye çalışsa da genelde Amerikanvari bir şeyler ortaya çıkıyor. Bu işleri yapanlar olarak gerçek kişilerle bir ilişki kurulsa daha iyi olmaz mı?
Mehmet ASLANTUĞ : Elbette. Tartışmasız böyle olmalı. Zaman zaman yapılmıyor değil bu ama genelde böyle bir öyküyle yola çıkan arkadaşlarımız, teknik ve içerik uyumunu nedense göz ardı ediyorlar. Aslına bakarsanız sadece polisiyeler için değil bu gibi uyumsuzluklar. Bir avukatlık ofisi hikayesini ya da bir hastane öyküsünü temel alsak da benzer özensizlikler yaşanıyor nedense. Ayrıntı kabul ettikleri her şey bir inandırıcılık ve gerçeklik sorunu olarak karşımıza çıkıyor oysa.
INP: Polisiye roller almış bir insan olarak buraya gelmeden önce Polisi ne kadar tanıyordunuz? Yani gelmeden önceki düşüncelerinizle, ziyaret sonrasında ki düşüncelerinizi karşılaştırmanızı istesek?
Mehmet ASLANTUĞ : Arkadaşlar tanıdım zaman zaman. Bazı gerçek yaşam öykülerine tanıklık ettim. Kaldı ki sadece 'Sıcak saatler' değil, 1988-90 yıllarında ülkenin ilk polisiye dizisi sayılan 'İz Peşinde'yi çekmiştik TRT için. O yıllardan bu yana kadronun gençleşmesi ve akademik özelliklerin arttırılması ciddi bir fark yarattı kanısındayım. INP içinde sizin bölümün varlığı bile bu farkın ve gelişmenin çok tipik bir örneği.
INP: Bir masal rüzgarı estirdiniz son projenizde. Aşklar masal mıdır? Gerçekleşebilir mi?
Mehmet ASLANTUĞ : 'Bir İstanbul Masalı' titiz bir çalışmadır. Tabii her uzun ve haftalık periyotta tamamlanmak zorunda kalan her işte olduğu gibi, atladığımız bir dolu şey vardır elbette; ama yine de 'şık' bir iş oldu sayılır. Aşklar masal mıdır? Sorusuna gelince;'Aşk' zor bir duygudur. Tüm zamanların en zor duygusu sayılabilir hatta. Kaprislidir, kırılgandır, küskündür v.b.g. Asıl önemlisi kalıcı değildir zaten! Dönüşür. Olmazsa olmaz biçimde ya sevgiye ve aynı zamanda olabildiğince her şeye dönüşür; ya da ayrılığa ve küslüğe. Yani marazi bir duygudur. Ona yardımcı olmak ve onla başa çıkabilmek gerek. 'Sıcak Saatler'deki bir replikle tamamlayalım: "Her aşk'ın içinde bir tür savaş vardır ve aşk bazen savaş kadar çetrefildir". 
INP: Bir İstanbul Masalında izlenme anlamında bir başarı yakalandı, yakalanan başarı Sizce nasıl gerçekleşti? İnsanlarımız bu dizide neyi yakaladı?
Mehmet ASLANTUĞ: Son yıllarda kadın yazarların duyguları seyirciyi daha çok kavrar oldu. Sebebi de kadın seyirci profili. Yani yazan ve seyredenler ortalama aynı pencereden bakanlar: Kadınlar! Erkekler onlara uyum sağlıyor, o kadar. İstisna işlerse biraz kahramanlık türküleri söyleyen ve hikayesini buna göre kuran çalışmalar olabilir ama ağırlıklı ortalama feminen duygularda geziniyor. Bir mahsuru yoktur herhalde (!).
INP: İnterneti kullanarak, bağımlılık yapan maddelerin insanlarımıza zarar vermeden bilgilendirme ile önüne geçmeye çalışıyoruz. Sayfamızdan haberiniz var mıydı? Şimdi sayfamızı görmüş oldunuz, düşünceleriniz nelerdir?
Mehmet ASLANTUĞ: Çok önemli buluyorum. Hele ergen dönemlerde nasıl travmalar yarattığına dair benimde araştırmalarım oldu. Açıkçası 'testi kırılmadan' diye adlandırdığınız bütün bu çabalar bütününden çok etkilendim İşte az önce bahsine çalıştığım çağdaş, uygar ve akademik tavır budur. Kutluyorum.
INP: Narkotik Şube Müdürlüğü olarak bu mücadelenin toplumun her kesimiyle birlikte yapılması gerektiğine inanıyor ve o yüzden bu söyleşileri ünlülerimizle yaparak, "Toplum Tavrını" oluşturmaya ve göstermeye çalışıyoruz. Bu maddeler ve kullananlar ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? İnsanlar neden madde kullanır?
Mehmet ASLANTUĞ: Mağdur ve mazlum'un düştüğü yerde, bir zalim dolaşıyordur şüphesiz.'Uyuşturucu Madde' tüccarları, yüzlerce milyar $'lık bu ticaretleriyle, bu bitmek bilmez oyunu her yerde sahneliyorlar. Tıpkı Silah tüccarları gibi. Amaçları farklı değil aslında:Çok, daha çok para!!! Bu oyunun mağdurlarıysa, mağduriyetlerini kodlayamayacak kadar sinsice avlanıyorlar zaten. Her adım bir sonrasını, her kaçamak bir başka kapıyı açtırarak sürükleniyorlar. Küçük' sıkılmalar', küçük 'tatminsizlikler', yerini daha büyüklerine bırakıyor. İnsan, yolculuğunu bir biçimde sahiden anlamlandıramazsa, öyle ya da böyle anlamlandırdığını sanıyor. Çok sinsi bir şey.
INP: Televizyon yaşamımızda çok etkili, insanların her gün ilişki içerisinde oldukları evin vazgeçilmez bir eşyası ve bu eşyadaki programlar zaman zaman insanlara fayda yerine zarar getirebiliyor. Bilhassa gençlerimize televizyondan görünen bir insan olarak televizyon ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Mehmet ASLANTUĞ: Önemli bir kitle iletişim aracı olarak Televizyon için: "meselemiz eğitmek değil, böyle bir misyonumuz yok! Biz okul muyuz" diyenler; ya 15-20 yıl sonrasına nasıl bir ipotek koyduklarını göremeyecek kadar cahildirler ya da, kasıt ve çıkar güdüyorlardır. Televizyon elbette okul değildir; lakin daha az önemlide durmuyor neredeyse... "Kimse eğlenmesin, kimse gülmesin, kimse hoşça vakit geçirmesin" denilemeyeceğine göre, denilebilir şey elbette şu olacaktır: ' sorumluluk. Hanımefendiler ve beyefendiler, lütfen biraz sorumluluk!" Kime ne zararı var ki biraz sorumlu olmanın! Bu kadar göbek havasını hak etmişliğimiz de yok ayrıca!
INP: Toplum önünde görünen bazı insanlar; "Ben işimi yaparım, yaşamımı da istediğim gibi yaşarım, örnek olmak gibi bir zorunluluğum yok" diyerek işin içinden çıkabilmektedirler. Sonuçta insanların gözü önünde iş yapanların, toplumdan alınanı, topluma vermek gibi bir sorumlulukları var, "alınanın karşılığını vermekle" ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Mehmet ASLANTUĞ: Toplumdan sevgi ve bağlantılı olarak destek gördüğünü/aldığını zaten düşünmeyenler için yapacak neler var doğrusu bilmiyorum. Şöhret, ateşli hastalıklara benzer! Geç yakalananları ya da olgun görünen yaşlarına rağmen onun esiri olanları yatağa düşürür.
INP: İşiniz gereği rol yapıyorsunuz, o iş bitince rolünüzde bitiyor ve başka bir işe doğru yöneliyorsunuz ama bazen görüyoruz ki izleyiciler sizin çoktan unuttuğunuz rolleri yaşamaya devam ediyor. Yapılan rol bu kadar etkili oluyorken "ben her rolü oynarım" diyebilir misiniz?
Mehmet ASLANTUĞ: Her rolü oynamanın tek koşulu, rolün ait olduğu hikayenin ve ona niyetlenenlerin insanların niteliğidir diye düşünüyorum. Neyin nasıl anlatılacağına dair inanç ve beklenti, aktörlerinin kararını da,konsantrasyonunu da belirler. Ortak kriterleri belirlemeden, realize aşamasında ortak uyumu sağlamadan, "Her rolü oynarım" demenin de, her rolü oynamanın da kimseye bir faydası olmaz kanısındayım. Seyirci dahil! INP: Televizyondaki hayatları ilgiyle izleyen gençlerimize ve illa da televizyonlarda görünmeyle ilintili; şarkıcı, manken, radyocu, televizyoncu, dizi oyuncusu olmak isteyen gençlerimize ne söylemek istersiniz? Ünlü olmak ne kadar önemli? Gençlerimize bu konularda mesajınız var mı?
Mehmet ASLANTUĞ: Amaçla aracı birbirine karıştırmadan yola çıkmak güzel bir başlangıç olur.Biliyorum pek de kolay değil ama ,"Ben .... olmalıyım, hatta ünlü bir..... olmalıyım" iddiası/beklentisi,"çünkü ....." diye devam edip, içi de olabildiğince birikimle doldurulursa sonuç şık olur. İnsanın bizzat kendisi izlek olmaz. Yaptıkları ve yapacakları izlenir. Aksi, bir kısır döngüdür ve kalıcılığı olmaz.
INP: İstanbul Narkotik Polisi olarak bağımlılığın engellenmesi için, çeşitli yöntemler deniyoruz, konferanslar, internet, kitaplar ve bunlardan biride üç yıldır devam ettirdiğimiz, tiyatro oyunları ile gerçekleri yansıtabilmek. Bir gencin hayatının madde ile ne hale geldiğini sanat ile anlatmaya çalışıyoruz. Başarılı bir sanatçı olarak tiyatronun eğiticiliği hakkında ne dersiniz?
Mehmet ASLANTUĞ: Tiyatro; iletişimin, en etkili, en değerli, en klasik yöntemidir. Burada 'bir taşla bin kuş' vurulmaz, zaten de amaç o değildir; ama göz göze, diz dize, nefes nefesedir ve iyi uygulandığında muhteşem bir atmosfer oluşturur.
INP: Allah bozmasın güzel bir evliliğiniz var, bu anlamda da örnek gösterilen bir çiftsiniz. Arzum Hanımda, Sizde dış görünüş olarak sakin görünen, sanki hiç sorunları olmazmış gibi duruyorsunuz? (Tabii hiç sorununuz olmasın) Öyle mi peki?
Mehmet ASLANTUG : İnsan, tek başına bile iç huzurunu tamamlamış bir kıvamda değilken ve hep düzenlenmesi gereken bir çabaya ihtiyaç duyarken, elbette iki kişilik bir hayatın/paylaşmanın inişleri-çıkışları olacaktır. Eşya değiliz, bırakıldığımız yerde duralım. İnsanın olduğu yerde kalp atışları duyulur. Duyulmalıdır da. Yeter ki büyümesin, gürültülü hale gelmesin, saygısızlık bulaşmasın ve asla kronikleşmesin. INP: Mehmet Aslantuğ ismi ve yüzü bana güven veriyor. Toplumun bu anlamda güvenini kazanmış biri olarak gelecekteki, bizlerle paylaşacağınız projeleriniz nelerdir?
Mehmet ASLANTUG: Sinema filmleri için uzun bir ara oldu ama sahiden içime sinmeyen işler girmedim. İki dizi arası bir film anlayışı da biraz tamahkarca geliyor açıkçası bana! Önümüzde ki yıllarda bazı öykülerimizi filme aktarmaya çalışacağım. Televizyonda drama meselesi için olabildiğince zamanlamaya dikkat ediyorum. Birbiri ardına eklememeye gayret ediyorum. INP: Anne ve Baba olunca "evlat" ne demek anlıyor insan, bir baba olarak çocuklarımızın uyuşturucu ve diğer maddeleri kullanmaması için Sizce daha neler yapmalıyız?
 Mehmet ASLANTUG : Zamanı olabildiğince paylaşmaya, rüşvet verir gibi hediyelere boğmamaya, oyuncakları belli sınırda tutup tatminsizleştirmemeye özen gösteriyoruz. Arzum da, ben de bu konularda dikkatli davranmaya çalışıyoruz.
INP : Mavi, Gökyüzü ve Deniz diyorum, gerisini siz getirin.
Mehmet ASLANTUĞ : Türküler yakmak isterim bazen Nedenlerim vardır, anlaşılabilir Yaslanırım kucağına yeniden Henüz doğmuş Yunus tadında Ve ıslıklar çalan bir Orsa da Yelkenlerim su toplar ben hiç de hazır değilken Üstelik türkülerim de bitmemişken. Bilirim. Derdi benle değildir ille de Anlarım; lakin Bu fırtınalar içime oturur Kavgalar etmek isterim bazen Nedenlerim vardır Anlaşılabilir Düşerim kucağına aniden damıtılmış matara kıvamında Ve çok nazlanan bir Orsa da Yelkenler güvertede ayağıma dolanırken Üstelik türkülerim de boğazıma dizilmişken. Bilirim. Derdi benle değildir ille de Anlarım; lakin Bu sükûnet içime oturur m aslantuğ/ mavi oyun 12 Kasım 2003/İstanbul
INP : Buralara kadar gelerek, Bağımlılık Yapan Maddelere karşı "Toplum Tavrını" oluşturmamıza destek verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz!
Mehmet ASLANTUĞ : Bu özel ve anlamlı mücadeleniz için ben teşekkür ederim.
   |